Natrix isyanı bastırıldıktan birkaç gün sonra, Tal-Amera'nın çadırına girdi Zifir.
"Beni emretmişsiniz, lordum?"
Tal-Amera durgundu, dalgın düşüncelerden uyanmış gibi baktı Zifir'e.
"Lord Holler'i öldürmüşsün."
Zifir sessiz kaldı.
"Benden habersiz bu işe kalkışman hoşuma gitmese de... Sen yapmamış olsaydın, ben yapacaktım." dedi Tal-Amera yavaşça. "Adamlarıma emrettim. O cesedin bir mezarı olmayacak. O kopuk başın yerini bile değiştirmek isteyen, en ağır şekilde cezalandırılacak. Lord Holler'in çürümüş leşine bakanlar, bir daha isyana kalkışamayacaklar."
"Emredersiniz lordum." dedi Zifir.
"Bu iş bitti o zaman." dedi Tal-Amera masasından kalkıp çadır dışına doğru yönelerek. "En kısa sürede başkente geri döneceğiz."
Tal-Amera çadırı terk ettikten kısa süre sonra, çadırın içinde siyah bir şimşek çaktı. Gözleri kamaşan Zifir tekrar görebildiğinde, çadırın içinde beliren Tılsım'la göz göze geldi.
"Seni sorumsuz, aptal, dişi iblis!" diye bağırdı Tılsım Zifir'e doğru. Gözbebeği kan kırmızısı rengine bürünmüştü ve siyah bir aura yayılıyordu bedeninden. "Olayı öğrenmemem için saraydaki herkesi büyülemişsin! Bunu ne kadar süre ertelemeyi düşünüyordun, beyaz çiyan?"
Zifir gözlerini kapatıp başını eğdi.
"27 şehir lordu! Bu resmen Leviathan tarihinde bir ilk!" dedi Tılsım, dişlerini gösteren saldırgan bir kurt gibi hırlıyordu. "Tanrılar şahidim olsun ki Çağlayan bile bu kadar büyük bir gerzeklik yapmamıştı ülkeden sorumlu olduğu süre boyunca!"
Zifir nefes aldı derin derin.
"Buraya kadar!" diye haykırdı Tılsım, öyle öfkeliydi ki çadır birazdan alev alacaktı sanki. "Artık güvenilmezsin! Ülkeyi daha büyük bir felakete sürüklemeyeceğinden emin olamayız! Leviathan yönetiminden ayrılman için derhal kraliçeyle konuşacağım!"
Zifir gözlerini açtı. "Yeter!" diye çığlık attı dayanamayarak.
Tılsım durakladı ve Zifir'e baktı gözleri kısarak. Bu yanıtı beklemiyordu.
"Seni kendini beğenmiş, sürekli haklı olduğunu sanan, korku üzerine inşa edilmiş saygıyla beslenen mahluk!" diye bağırdı Zifir, artık daha fazla sabredemeyerek.
Tılsım "Nasıl cüret edersin..." diye tısladı, saldırmaya hazırlanan bir kartal gibi kabararak.
"Sen sürekli doğru kararlar mı verdin ki beni eleştirme yetkisini kendinde bulabiliyorsun?" dedi Zifir, genç yüzü aniden yaşlanmış ve derisi kafatasının kemiklerini zorlukla örtüyormuş gibi incelmişti. Öfkesi yüzünden dalgalanan beyaz saçları, onu lanetli bir ruh gibi, bir banshee gibi gösteriyordu.
"Eğer bunu burada bitirmek istiyorsan..." dedi Tılsım, katanasına uzanarak.
"Seni lanet cadı!" diyerek Tılsım'ın üzerine yürüdü Zifir. "Bu olayda tüm sorumlu ve hatalı olan benmişim gibi davranmayı iyi biliyorsun! Madem Lord Holler iyi bir tercih değildi, neden onun atanmasına onay veren imzalardan biri de sana ait?"
"Ülke yönetimi konusunda sorumluluk isteyen sendin, aşağılık yaratık!" diye yanıtladı Tılsım, artık gözbebekleri görünmüyordu ve göz akına dek kana bulanmıştı gözleri. "Sana güvenmem için bana yalvardığını hatırlıyorum!"
"Bana patronluk taslamana izin vermeyeceğim, yılan dilli!" diye bağırdı Zifir, gözbebekleri soluk maviye dönmüştü ve gözlerine bakmak bile oldukça ürkütücüydü artık. "Hatayı işleyen de benim, onu düzelten de! Buna rağmen bana ülke yönetimi konusundaki hakkımın kaldırılmasından söz edemezsin!"
İki cadı da Tal-Amera'nın çadırında birbirlerini öldürmek üzerelerdi ki, "Durun," dedi muhafız lideri sakince. Tılsım da, Zifir de birbirleri ile uğraşmayı bırakıp çadır girişinde duran muhafız liderine baktılar. Tal-Amera ifadesiz bir yüzle onlara bakıyordu.
"Birbirlerimizi gırtlaklamanın ölen 27 adama faydalı olabileceğini sanmıyorum." dedi muhafız lideri, keyifsizce. "Bu olayı düzeltmek istiyorsak, her güç budalası adamı katletmek yerine, bundan sonraki seçimlerimizde daha da dikkatli olmalıyız."
Tılsım iç çekti ve gözlerinin önüne düşen bir tutam siyah saçı parmaklarıyla tarayarak düzeltti. "Neredeyse koca bir şehri kaybedecektik." diye mırıldandı, göz ucuyla Zifir'i süzerken öfkesini bastırmaya çalışarak.
"Buna bir daha izin vermeyeceğim." dedi Zifir, güzel yüzü yine eski haline geri dönmüştü ama göz bebeklerinin derinliklerinde hala soluk mavi ışıltılar vardı. "27 adamı kaybetmek, büyük bir faciaydı."
"Biliyorum," deyip çadırın girişine çıktı Tal-Amera. Sırtı onlara dönük, masmavi gökyüzüne çevirdi yüzünü. "27 adamın boşu boşuna ölmesi gerçekten büyük bir facia. Üstelik ölenlerden 8'i Yıldız Klanı lordu ve 4'ü de nice savaşta omuz omuza çarpıştığım adamlarımdandı."
Muhafız liderinin yanağından kayan su damlasını gören Zifir, "Lordum?" dedi endişeyle.
"Yağmur başlayacak lordum." dedi Tılsım büyük bir ciddiyetle. "Bir an önce yola çıksanız iyi olur. Zifir ve ben başkente önceden gidip sizi ve adamlarınızı karşılayacağız."
Sanki sözleşmişler gibi, Tılsım ve Zifir aynı anda yok oldular çadırdan. Büyü sayesinde kısa sürede başkentteki sarayda belirdiklerinde, "Gökyüzünde tek bir bulut yok." dedi Zifir Tılsım'a. "Lordun yüzündeki yağmur damlası değildi ki?"
"Yaşlanıyor." diye mırıldandı Tılsım.
"Beni emretmişsiniz, lordum?"
Tal-Amera durgundu, dalgın düşüncelerden uyanmış gibi baktı Zifir'e.
"Lord Holler'i öldürmüşsün."
Zifir sessiz kaldı.
"Benden habersiz bu işe kalkışman hoşuma gitmese de... Sen yapmamış olsaydın, ben yapacaktım." dedi Tal-Amera yavaşça. "Adamlarıma emrettim. O cesedin bir mezarı olmayacak. O kopuk başın yerini bile değiştirmek isteyen, en ağır şekilde cezalandırılacak. Lord Holler'in çürümüş leşine bakanlar, bir daha isyana kalkışamayacaklar."
"Emredersiniz lordum." dedi Zifir.
"Bu iş bitti o zaman." dedi Tal-Amera masasından kalkıp çadır dışına doğru yönelerek. "En kısa sürede başkente geri döneceğiz."
Tal-Amera çadırı terk ettikten kısa süre sonra, çadırın içinde siyah bir şimşek çaktı. Gözleri kamaşan Zifir tekrar görebildiğinde, çadırın içinde beliren Tılsım'la göz göze geldi.
"Seni sorumsuz, aptal, dişi iblis!" diye bağırdı Tılsım Zifir'e doğru. Gözbebeği kan kırmızısı rengine bürünmüştü ve siyah bir aura yayılıyordu bedeninden. "Olayı öğrenmemem için saraydaki herkesi büyülemişsin! Bunu ne kadar süre ertelemeyi düşünüyordun, beyaz çiyan?"
Zifir gözlerini kapatıp başını eğdi.
"27 şehir lordu! Bu resmen Leviathan tarihinde bir ilk!" dedi Tılsım, dişlerini gösteren saldırgan bir kurt gibi hırlıyordu. "Tanrılar şahidim olsun ki Çağlayan bile bu kadar büyük bir gerzeklik yapmamıştı ülkeden sorumlu olduğu süre boyunca!"
Zifir nefes aldı derin derin.
"Buraya kadar!" diye haykırdı Tılsım, öyle öfkeliydi ki çadır birazdan alev alacaktı sanki. "Artık güvenilmezsin! Ülkeyi daha büyük bir felakete sürüklemeyeceğinden emin olamayız! Leviathan yönetiminden ayrılman için derhal kraliçeyle konuşacağım!"
Zifir gözlerini açtı. "Yeter!" diye çığlık attı dayanamayarak.
Tılsım durakladı ve Zifir'e baktı gözleri kısarak. Bu yanıtı beklemiyordu.
"Seni kendini beğenmiş, sürekli haklı olduğunu sanan, korku üzerine inşa edilmiş saygıyla beslenen mahluk!" diye bağırdı Zifir, artık daha fazla sabredemeyerek.
Tılsım "Nasıl cüret edersin..." diye tısladı, saldırmaya hazırlanan bir kartal gibi kabararak.
"Sen sürekli doğru kararlar mı verdin ki beni eleştirme yetkisini kendinde bulabiliyorsun?" dedi Zifir, genç yüzü aniden yaşlanmış ve derisi kafatasının kemiklerini zorlukla örtüyormuş gibi incelmişti. Öfkesi yüzünden dalgalanan beyaz saçları, onu lanetli bir ruh gibi, bir banshee gibi gösteriyordu.
"Eğer bunu burada bitirmek istiyorsan..." dedi Tılsım, katanasına uzanarak.
"Seni lanet cadı!" diyerek Tılsım'ın üzerine yürüdü Zifir. "Bu olayda tüm sorumlu ve hatalı olan benmişim gibi davranmayı iyi biliyorsun! Madem Lord Holler iyi bir tercih değildi, neden onun atanmasına onay veren imzalardan biri de sana ait?"
"Ülke yönetimi konusunda sorumluluk isteyen sendin, aşağılık yaratık!" diye yanıtladı Tılsım, artık gözbebekleri görünmüyordu ve göz akına dek kana bulanmıştı gözleri. "Sana güvenmem için bana yalvardığını hatırlıyorum!"
"Bana patronluk taslamana izin vermeyeceğim, yılan dilli!" diye bağırdı Zifir, gözbebekleri soluk maviye dönmüştü ve gözlerine bakmak bile oldukça ürkütücüydü artık. "Hatayı işleyen de benim, onu düzelten de! Buna rağmen bana ülke yönetimi konusundaki hakkımın kaldırılmasından söz edemezsin!"
İki cadı da Tal-Amera'nın çadırında birbirlerini öldürmek üzerelerdi ki, "Durun," dedi muhafız lideri sakince. Tılsım da, Zifir de birbirleri ile uğraşmayı bırakıp çadır girişinde duran muhafız liderine baktılar. Tal-Amera ifadesiz bir yüzle onlara bakıyordu.
"Birbirlerimizi gırtlaklamanın ölen 27 adama faydalı olabileceğini sanmıyorum." dedi muhafız lideri, keyifsizce. "Bu olayı düzeltmek istiyorsak, her güç budalası adamı katletmek yerine, bundan sonraki seçimlerimizde daha da dikkatli olmalıyız."
Tılsım iç çekti ve gözlerinin önüne düşen bir tutam siyah saçı parmaklarıyla tarayarak düzeltti. "Neredeyse koca bir şehri kaybedecektik." diye mırıldandı, göz ucuyla Zifir'i süzerken öfkesini bastırmaya çalışarak.
"Buna bir daha izin vermeyeceğim." dedi Zifir, güzel yüzü yine eski haline geri dönmüştü ama göz bebeklerinin derinliklerinde hala soluk mavi ışıltılar vardı. "27 adamı kaybetmek, büyük bir faciaydı."
"Biliyorum," deyip çadırın girişine çıktı Tal-Amera. Sırtı onlara dönük, masmavi gökyüzüne çevirdi yüzünü. "27 adamın boşu boşuna ölmesi gerçekten büyük bir facia. Üstelik ölenlerden 8'i Yıldız Klanı lordu ve 4'ü de nice savaşta omuz omuza çarpıştığım adamlarımdandı."
Muhafız liderinin yanağından kayan su damlasını gören Zifir, "Lordum?" dedi endişeyle.
"Yağmur başlayacak lordum." dedi Tılsım büyük bir ciddiyetle. "Bir an önce yola çıksanız iyi olur. Zifir ve ben başkente önceden gidip sizi ve adamlarınızı karşılayacağız."
Sanki sözleşmişler gibi, Tılsım ve Zifir aynı anda yok oldular çadırdan. Büyü sayesinde kısa sürede başkentteki sarayda belirdiklerinde, "Gökyüzünde tek bir bulut yok." dedi Zifir Tılsım'a. "Lordun yüzündeki yağmur damlası değildi ki?"
"Yaşlanıyor." diye mırıldandı Tılsım.
6 kişi derin sulara dalmış:
Tılsım ile Zifir'in çekişmesi ileride daha da elektriklenecek gibime geliyor. Kanları birbirine ısınamadı.
Her gidi koca kurt Tal-Amera. Yağmurlu havaların insanı oldun artık bakıyorum...
Aslında büyük aşklar nefretle başlar. Zifir pasif değil Çağlayan gibi.
Tılsım pasif Çağlayan'ı yönetmeyi seviyordu ama bence kendi kadar hırçın Zifir'le dalaşmaktan daha keyif alacaktır.
Tal-Amera durumu çok sakin karşılamış yalnız. Ben baya bağırıp çağırmasını bekliyordum. Tılsım ise tam sürpriz oldu. Birkaç bölümdür görmeyince bir an varlığını unutmuşum. Bütün bu olayları o kadar uzun zaman boyunca fark etmemiş olması da ayrıca ilginç. Sanırım artık eskisi gibi yetenekli değil.
Eskisi gibi yetenekli değil diyemeyiz ama baş ettiği de Çağlayan değil artık. Zifir çok daha güçlü bir büyücü. Bir de, yeni bir çağ başlangıcındayız. Tılsım'dan ziyade Zifir'e daha fazla ağırlık vereceğiz bu dönemde.
Tal-Amera ise aynen gerçek hayatta nasıl karşıladıysa öyle karşıladı olayı. "Lord Holler'in başı uçacak, Tal-Amera ne tepki verir?" sorusuna "Kendisi halletmediği için kızar sadece, onun dışında tepki vereceğini sanmıyorum" yanıtını aldım.
Çok güzel olmuş.
Aslında bu bölüm Bonus değil de 8'inci olmalıydı. Önceki bölümü (finali) çok beğenmemiştim, çünkü çok erken bir şekilde bitiyordu. "Oldu da bitti maşallah" gibi. O kafa kesildikten sonra nelerin olduğunu da bilmek istedik.
Güzel yorum ^^ Evet, o final tam istediğim gibi olmadı, bilmem neden.
Yorum Gönder