Şimşekler çakıyordu ardı ardına.
Gökyüzü yarılıyordu adeta.
Bu karanlık günde, Zifir odasındaydı ve yüzünde gergin bir ifadeyle bakıyordu önündeki iksir şişelerine. Zor bir büyüydü hazırlaması gereken. Elleri titriyor, şakağındaki damar hafifçe atıyordu endişeyle. Uzak diyarlardan getirdiği özel bir bitkinin tohumlarını ezdi önündeki ufak çömleğin içinde. İyice kıyıldığından emin olduğunda, beyaz su diye tabir edilen yaşam özütünden damlattı üzerine. Biraz da birkaç minik kristalimsi taş... Tüm içerik bir kalp atışı gibi karıştığında, hazırdı artık.
Muhafız lideri doğruldu tahtından ve Zifir'in kendisine uzattığı iksir şişesine baktı. "Bunun bana iyi geleceğini söylüyorsun yani?" dedi tuhaf sıvıya irkilmiş gözlerle bakarak. "Deneyin," dedi Zifir sadece. "Bu karışım işe yararsa, size sunacağı hayat enerjisine inanamayacaksınız."
Muhafız lideri istemeye istemeye aldı iksir şişesini. Önce tedirgin bir şekilde kokladı sıvıyı. Bu mucizevi iksirden yükselen dumanlar, güzel bir kadının saçlarındaki kıvrımlar gibi dalga dalga karışıyordu havaya. Kokunun bile içini tazelediğini hissetti muhafız lideri. Biraz daha rahatlamış bir şekilde, bir yudum aldı iksirden.
Bir kuş uçuşu kadar süre geçmemişti ki, taht odasından "TANRILAR ADINA! BUNU ULUSAL İÇKİMİZ İLAN ETMELİYİZ!" diye bir ses yükseldi. Muhafız lideri damarlarına yayılan bu iksirin gücüne inanamıyordu gerçekten. "Kendimi tanrı gibi hissediyorum, nedir bu cadı işi?" dedi iksirin son damlasını da yuttuktan sonra. Adeta ruhu yükselerek bulutlara değmişti.
"Doğa ananın bir lütfu." dedi Zifir. "Bu tuhaf bitkinin büyülü gücüne hayran kalmamak imkansız. Ölüyü bile diriltebilir."
Muhafız lideri, bir bağımlılığın pençesine düştüğünden bihaber, "Bana bu iksirden her gün hazırlayacaksın, Zifir. Hatta her saat başı hazırlayacaksın. Aslında daha iyi bir fikrim var, git ve bütün Leviathan okyanusunu bu iksire dönüştür, ben de içinde yüzeceğim." dedi Zifir'i omuzlarından sarsarak.
"Aslında her büyülü nesne gibi, bu iksirin de fazla alınması vücuda verdiği tüm olumlu etkileri tersine çevirir, saygıdeğer kralım. Kararında kalsanız daha iyi." diye yanıtladı Zifir.
"Bu gerçekten çok etkili, bana kral demene rağmen öfkelenemiyorum!" dedi muhafız lideri hayranlıkla. "Cidden neydi o; ejderha yumurtası mı, Leviathan kanı mı, denizkızlarının gözyaşları mı, neydi?"
"Geldiği topraklarda adı Káifeh diye geçen bir bitki, lordum." diye gülümsedi Zifir. "Ama sanırım bizim dilimizdeki tam karşılığı Kahve olsa gerek."
Gökyüzü yarılıyordu adeta.
Bu karanlık günde, Zifir odasındaydı ve yüzünde gergin bir ifadeyle bakıyordu önündeki iksir şişelerine. Zor bir büyüydü hazırlaması gereken. Elleri titriyor, şakağındaki damar hafifçe atıyordu endişeyle. Uzak diyarlardan getirdiği özel bir bitkinin tohumlarını ezdi önündeki ufak çömleğin içinde. İyice kıyıldığından emin olduğunda, beyaz su diye tabir edilen yaşam özütünden damlattı üzerine. Biraz da birkaç minik kristalimsi taş... Tüm içerik bir kalp atışı gibi karıştığında, hazırdı artık.
Muhafız lideri doğruldu tahtından ve Zifir'in kendisine uzattığı iksir şişesine baktı. "Bunun bana iyi geleceğini söylüyorsun yani?" dedi tuhaf sıvıya irkilmiş gözlerle bakarak. "Deneyin," dedi Zifir sadece. "Bu karışım işe yararsa, size sunacağı hayat enerjisine inanamayacaksınız."
Muhafız lideri istemeye istemeye aldı iksir şişesini. Önce tedirgin bir şekilde kokladı sıvıyı. Bu mucizevi iksirden yükselen dumanlar, güzel bir kadının saçlarındaki kıvrımlar gibi dalga dalga karışıyordu havaya. Kokunun bile içini tazelediğini hissetti muhafız lideri. Biraz daha rahatlamış bir şekilde, bir yudum aldı iksirden.
Bir kuş uçuşu kadar süre geçmemişti ki, taht odasından "TANRILAR ADINA! BUNU ULUSAL İÇKİMİZ İLAN ETMELİYİZ!" diye bir ses yükseldi. Muhafız lideri damarlarına yayılan bu iksirin gücüne inanamıyordu gerçekten. "Kendimi tanrı gibi hissediyorum, nedir bu cadı işi?" dedi iksirin son damlasını da yuttuktan sonra. Adeta ruhu yükselerek bulutlara değmişti.
"Doğa ananın bir lütfu." dedi Zifir. "Bu tuhaf bitkinin büyülü gücüne hayran kalmamak imkansız. Ölüyü bile diriltebilir."
Muhafız lideri, bir bağımlılığın pençesine düştüğünden bihaber, "Bana bu iksirden her gün hazırlayacaksın, Zifir. Hatta her saat başı hazırlayacaksın. Aslında daha iyi bir fikrim var, git ve bütün Leviathan okyanusunu bu iksire dönüştür, ben de içinde yüzeceğim." dedi Zifir'i omuzlarından sarsarak.
"Aslında her büyülü nesne gibi, bu iksirin de fazla alınması vücuda verdiği tüm olumlu etkileri tersine çevirir, saygıdeğer kralım. Kararında kalsanız daha iyi." diye yanıtladı Zifir.
"Bu gerçekten çok etkili, bana kral demene rağmen öfkelenemiyorum!" dedi muhafız lideri hayranlıkla. "Cidden neydi o; ejderha yumurtası mı, Leviathan kanı mı, denizkızlarının gözyaşları mı, neydi?"
"Geldiği topraklarda adı Káifeh diye geçen bir bitki, lordum." diye gülümsedi Zifir. "Ama sanırım bizim dilimizdeki tam karşılığı Kahve olsa gerek."
2 kişi derin sulara dalmış:
İçinde yüzme kısmını çok tuttum *_*
Merakkkk dırım dırım..
Yorum Gönder