(Yazarın notu: Aslında hiçbir şey yazmak istemiyorum. Bu ülkede yaşamak dahi istemiyorum, yaşanan son olaylardan ötürü. Ama fazlasıyla geç kaldım yazı serisi konusunda, bu yüzden kısa bir devam hikayesi çıktı ortaya.)
"Bence benden nefret ediyor."
"Saçmalama, Zifir! Sana sadece veda etmiş, hepsi bu. Niye büyütüyorsun?"
"Saçmalamıyorum, sıradan bir veda değildi bu, "Yakında görüşürüz" dedi! Resmen bana karşı duyduğu nefreti, bilinçaltı yoluyla kelimelere döküldü."
"Ne alakası var?! Kendisinden değil de kasabadaki manavdan elma aldın diye eski manavın neden sana öfke duysun? "Güle güle", "hoşçakal", "elveda", "kendine iyi bak", "su tanrıları seni kutsasın" gibi bir veda cümlesi bu, başka bir şey değil!"
"Bence benden gerçekten nefret ediyor."
Muhafız lideri iki eliyle yüzünü kapattı, tartışmadan bıktığı için. Zifir, "Yakında görüşürüz" gibi masum bir cümle yüzünden saatlerdir somurtuyordu ve muhafız lideri, bu cümlenin altında bir başka anlam yatmadığına onu inandırmak için saatlerdir dil döküyordu.
Kapı muhafızları duruşlarını düzelttiler ve Tılsım'ın geldiğini anons ettiler. Taht odasının kapısı aralandı ve cadı girdi içeriye. Muhafız lideri ellerini yüzünden çekti, resmen yüzü aydınlanmıştı. "Seni gördüğüme sevineceğim hiç aklıma gelmezdi. Zifir'e bakma sırası sende." dedi muhafız lideri bir çırpıda ve Tılsım'ın bir şey söylemesine izin vermeden apar topar taht odasından çıktı.
"Nesi var bunun?" diye mırıldandı Tılsım, muhafız liderinin çıktığı kapıya bakakalırken. Zifir "Canını sıkmış olmalıyım. Ama ne dedim de bu kadar kızdı anlamadım." diye iç çekti. "Zaten geçen gün de ben odaya girdiğimde bakışları değişmişti. Sanırım verilen şölende ona ayrılmış olan tatlıyı yediğim için hala bana kızgın."
Taht odasının kapalı kapısının ardından kapıyı bile sarsan bir ses yükseldi: "SANA KAÇ DEFA SÖYLEDİM! KIZGIN FALAN DEĞİLİM! TATLI KONUSUNU UMURSAMADIM BİLE! SANA KIZ-GIN DE-Ğİ-LİM!"
Tılsım Zifir'e döndü ve "Muhafız lideri keçileri kaçırmadan önce şu paranoyaklığın konusunda bir şey yapmalıyız, Zifir." dedi sakince. Zifir "Madem kızmadı, neden bağırıyor? Kızmış işte?" dedikten sonra korkunç bir çatırdama duyuldu.
Tılsım ve Zifir korkuyla sıçrayarak taht kapısına baktılar, korkmuş kapı muhafızları ile birlikte. Taht kapısının tahtaları, kendisine saplanan keskin cisim yüzünden çatlamıştı ve çatlağın kaynağında bir savaş baltasının keskin ucu parıldıyordu.
"Saçmalama, Zifir! Sana sadece veda etmiş, hepsi bu. Niye büyütüyorsun?"
"Saçmalamıyorum, sıradan bir veda değildi bu, "Yakında görüşürüz" dedi! Resmen bana karşı duyduğu nefreti, bilinçaltı yoluyla kelimelere döküldü."
"Ne alakası var?! Kendisinden değil de kasabadaki manavdan elma aldın diye eski manavın neden sana öfke duysun? "Güle güle", "hoşçakal", "elveda", "kendine iyi bak", "su tanrıları seni kutsasın" gibi bir veda cümlesi bu, başka bir şey değil!"
"Bence benden gerçekten nefret ediyor."
Muhafız lideri iki eliyle yüzünü kapattı, tartışmadan bıktığı için. Zifir, "Yakında görüşürüz" gibi masum bir cümle yüzünden saatlerdir somurtuyordu ve muhafız lideri, bu cümlenin altında bir başka anlam yatmadığına onu inandırmak için saatlerdir dil döküyordu.
Kapı muhafızları duruşlarını düzelttiler ve Tılsım'ın geldiğini anons ettiler. Taht odasının kapısı aralandı ve cadı girdi içeriye. Muhafız lideri ellerini yüzünden çekti, resmen yüzü aydınlanmıştı. "Seni gördüğüme sevineceğim hiç aklıma gelmezdi. Zifir'e bakma sırası sende." dedi muhafız lideri bir çırpıda ve Tılsım'ın bir şey söylemesine izin vermeden apar topar taht odasından çıktı.
"Nesi var bunun?" diye mırıldandı Tılsım, muhafız liderinin çıktığı kapıya bakakalırken. Zifir "Canını sıkmış olmalıyım. Ama ne dedim de bu kadar kızdı anlamadım." diye iç çekti. "Zaten geçen gün de ben odaya girdiğimde bakışları değişmişti. Sanırım verilen şölende ona ayrılmış olan tatlıyı yediğim için hala bana kızgın."
Taht odasının kapalı kapısının ardından kapıyı bile sarsan bir ses yükseldi: "SANA KAÇ DEFA SÖYLEDİM! KIZGIN FALAN DEĞİLİM! TATLI KONUSUNU UMURSAMADIM BİLE! SANA KIZ-GIN DE-Ğİ-LİM!"
Tılsım Zifir'e döndü ve "Muhafız lideri keçileri kaçırmadan önce şu paranoyaklığın konusunda bir şey yapmalıyız, Zifir." dedi sakince. Zifir "Madem kızmadı, neden bağırıyor? Kızmış işte?" dedikten sonra korkunç bir çatırdama duyuldu.
Tılsım ve Zifir korkuyla sıçrayarak taht kapısına baktılar, korkmuş kapı muhafızları ile birlikte. Taht kapısının tahtaları, kendisine saplanan keskin cisim yüzünden çatlamıştı ve çatlağın kaynağında bir savaş baltasının keskin ucu parıldıyordu.
1 kişi derin sulara dalmış:
Bence o kapı kırılmalıydı. Demek ki o kadar sinirli değilmiş..
Yorum Gönder