Birkaç hafta önce yeni Türkçe hocamızla tanıştık ve fark ettik ki biz Türkçeyi öğrenememişiz bunca yıldır. Türkçe bilgisiyle gurur duyan ben bile bir sürü yazım hatası yapıyormuşum. Burada kimi suçlamam gerektiğini bilmiyorum; en az 15 sene eğitim gördük her birimiz ve hiçbirimize öğretememişler Türkçeyi doğru düzgün.
Geçen dersimizin kısa bir özeti:
Başvurmak, vazgeçmek, varsaymak, öngörmek, aşermek, elvermek birleşik yazılıyorken fark etmek, terk etmek, sağ olmak, söz etmek, var olmak, yok etmek, yok olmak ayrı yazılır.
Şey daima ayrı yazılır. Her şey, hiçbir şey, her bir şey("her bir" de ayrı yazılıyor), birçok şey, pek çok şey.
Biraz, birkaç, herhalde (belki anlamındaki), birçok, birtakım (bazı anlamındaki), hiçbir, herhangi bir'deki herhangi birleşik yazılıyor.
Ama her an, her bir, her gün, her şey, her yıl, hemen her, her halukarda, hep birden, hep beraber, hiç yoktan, hiç kimse, pek çok, pek az, bir ara, bir an, bir gün, bir şey, bir türlü, bir kısım ayrı yazılıyor.
Sağ ol, hoşça kal, rast gele (uğurlama anlamındaki) ayrı yazılıyor. Rastgele (gelişigüzel anlamındaki) ise birleşik. Günaydın da birleşik. Biriyle baş başa yani "bire bir" görüşüyorsanız ayrı yazılıyor ancak baş ağrısına "birebir" (etkili) bir ilaçtan bahsediyorsanız birebir kelimeniz birleşik. Birini tutuklayıp gözaltına aldıysanız birleşik ama göz altındaki torbalardan bahsediyorsanız göz altı ayrı yazılıyor.
Tıraş, kulüp, direkt, stajyer, egzoz, skeç, enstitü, elektrik, entelektüel, illüzyon, kolektif, orijinal, inisiyatif, müsvedde, müteahhit, gardırop, komodin, şarj, kontör, restoran, şofben, ahize, pardösü, laboratuvar, jimnastik, antrenman, antrparantez, dinozor, karnabahar, maydonoz, rötuş, meyve, herkes, menajer, aidat, maruz, mağrur, mağdur, faaliyet, vejetaryen, sezaryen, kuvöz, hafriyat, şefkat vb. de genellikle yanlış yazılan kelimelerden...
Yanlış yerine yalnış yazanı ve yalnız yerine yanlız yazanı da çok görüyorum, bunun kuralı da ilk hecede saklı. Yanılmaktan yanlış ve yalından yanlız kelimeleri türer.
Bazı bağlaçlardaki ki eki birleşik. Sanki, oysaki, mademki, belki, halbuki, çünkü, meğerki. Ama kalan tüm ki'li bağlaçlar ayrı yazılıyor: tabii ki, ola ki, ne var ki, ne yazık ki, farz et ki, öyle ki, diyelim ki, tut ki, yeter ki...
Bazı kelimelerde ses düşmesi oluyor: ağız -> ağzı, burun -> burnu, göğüs -> göğsü gibi. Ama sadece dar ünlü bir ek geldiğinde gerçekleşiyor bu. Burun -> Buruna oluyor, burna yazımı yanlış. Aynı şekilde omuz -> omuza, ağız -> ağıza. Bir de istisnamız var, hatır -> hatırı diye kullanılıyor.
Ünlü daralmasını da yanlış kullanıyoruz. Demek -> diyen, diyecek ya da yemek -> yiyen, yiyecek oluyor. Ama bekliyen, özliyeceğim, dinliyerek, anlamıyan, görmüyeceksin gibi yazımlar hatalı. Doğrusu şöyle: bekleyen, özleyeceğim, dinleyerek, anlamayan, görmeyeceksin.
Sessiz yumuşamasını da biliyoruz. Renk -> rengi (k yumuşadı, yerine g kullanıldı)
Peki hukuk, sanat, saat, ahlak, sepet, cumhuriyet gibi kelimelerin sonundaki ünsüzler yumuşamaya uğrayacak mı? Hayır. Hukuğa, sanada diye yazmayın sakın.
Türemiş kelimeler ekle ayrılmıyor. "Türkçemizi" kelimesi doğru. Yani kesme ile Türkçe'mizi diye yazamıyorsunuz. Ama Türk'ün Türk'ten başka dostu yok derken bu özel ismi kesme ile ayırmanız gerek.
Ne...ne bağlacı kullanılıyorsa yüklem daima olumlu olmalı. "Ne Ahmet ne de Mehmet ders çalışmıyor" diye kullanmanız hatalı.
Deyimler ayrı yazılıyor. Göz ardı etmek, göz atmak, göz önünde bulundurmak, eli açık olmak vb. Bu arada "veya" birleşik yazılırken "ya da" ayrı yazılıyor. Bir de "ard arda" yanlış, doğrusu "art arda". Yüz yıl kelimesi de "yüz yıl yaşadı" cümlesinde ayrı ama "19. yüzyıl" derken birleşik yazılıyor.
Soru eki olan mi daima ayrı yazılıyor. "Beni anlamıyormusun?" değil, "Beni anlamıyor musun?" olacak doğrusu. Değil kelimesini deyil yazanlar da mevcut, o da hatalı tabii ki.
Dahi anlamındaki de ekine girmiyorum bile. Bağlaç olan de daima ayrı yazılıyor.
Sayılar daima ayrı yazılır. On üç, kırk iki gibi. Ama banka işlemlerinde birleşik yazıyorsunuz kırkikimilyonüçyüzonikibin" şeklinde.
Her duygusal cümle sonrası üç nokta kullanmak çok büyük bir hata. "Onu sevmiştim... Çok sevmiştim... Ama... Ama o beni sevmedi..." deyince etkileyici ya da duygusal etki vermiş olmuyorsunuz yazılarınıza. Üç nokta eksik cümlelerde kullanılıyor. "Seni bir elime geçirirsem..."
Bu arada benim en büyük utanç kaynağım da tırnak işareti ile konuşma çizgisini bir arada kullanmam. "Bu ikisi kuma gibidir, asla yan yana gelmezler." demişti hocamız, bense sürekli bir arada kullanıyorum.
Şöyle olmalıymış doğrusu:
Ayşe: "Sizi de mi çağırdılar?" diye sordu. (Tırnak içindeki cümle büyük harfle başlar, sonuna da noktalama işareti konur.)
Ayşe: -Sizi de mi çağırdılar, diye sordu. (Burada tırnak işareti kullanılmadığı için başkasının cümlesini kendi cümlemizden virgül ile ayırıyoruz.)
Bunları yanlış bilmemizin sebebi, etrafımızın yazım hatalarıyla dolu olması. Gazetelerde, televizyonda, etraftaki tabelalarda, kitaplarda, okullarda yani bize bunu doğrusunu öğretmesi gereken her yerde yazım hatası var. Gözümüz yanlış olana alıştığı için doğrusunu bir türlü öğrenemiyoruz.
Geçen dersimizin kısa bir özeti:
Başvurmak, vazgeçmek, varsaymak, öngörmek, aşermek, elvermek birleşik yazılıyorken fark etmek, terk etmek, sağ olmak, söz etmek, var olmak, yok etmek, yok olmak ayrı yazılır.
Şey daima ayrı yazılır. Her şey, hiçbir şey, her bir şey("her bir" de ayrı yazılıyor), birçok şey, pek çok şey.
Biraz, birkaç, herhalde (belki anlamındaki), birçok, birtakım (bazı anlamındaki), hiçbir, herhangi bir'deki herhangi birleşik yazılıyor.
Ama her an, her bir, her gün, her şey, her yıl, hemen her, her halukarda, hep birden, hep beraber, hiç yoktan, hiç kimse, pek çok, pek az, bir ara, bir an, bir gün, bir şey, bir türlü, bir kısım ayrı yazılıyor.
Sağ ol, hoşça kal, rast gele (uğurlama anlamındaki) ayrı yazılıyor. Rastgele (gelişigüzel anlamındaki) ise birleşik. Günaydın da birleşik. Biriyle baş başa yani "bire bir" görüşüyorsanız ayrı yazılıyor ancak baş ağrısına "birebir" (etkili) bir ilaçtan bahsediyorsanız birebir kelimeniz birleşik. Birini tutuklayıp gözaltına aldıysanız birleşik ama göz altındaki torbalardan bahsediyorsanız göz altı ayrı yazılıyor.
Tıraş, kulüp, direkt, stajyer, egzoz, skeç, enstitü, elektrik, entelektüel, illüzyon, kolektif, orijinal, inisiyatif, müsvedde, müteahhit, gardırop, komodin, şarj, kontör, restoran, şofben, ahize, pardösü, laboratuvar, jimnastik, antrenman, antrparantez, dinozor, karnabahar, maydonoz, rötuş, meyve, herkes, menajer, aidat, maruz, mağrur, mağdur, faaliyet, vejetaryen, sezaryen, kuvöz, hafriyat, şefkat vb. de genellikle yanlış yazılan kelimelerden...
Yanlış yerine yalnış yazanı ve yalnız yerine yanlız yazanı da çok görüyorum, bunun kuralı da ilk hecede saklı. Yanılmaktan yanlış ve yalından yanlız kelimeleri türer.
Bazı bağlaçlardaki ki eki birleşik. Sanki, oysaki, mademki, belki, halbuki, çünkü, meğerki. Ama kalan tüm ki'li bağlaçlar ayrı yazılıyor: tabii ki, ola ki, ne var ki, ne yazık ki, farz et ki, öyle ki, diyelim ki, tut ki, yeter ki...
Bazı kelimelerde ses düşmesi oluyor: ağız -> ağzı, burun -> burnu, göğüs -> göğsü gibi. Ama sadece dar ünlü bir ek geldiğinde gerçekleşiyor bu. Burun -> Buruna oluyor, burna yazımı yanlış. Aynı şekilde omuz -> omuza, ağız -> ağıza. Bir de istisnamız var, hatır -> hatırı diye kullanılıyor.
Ünlü daralmasını da yanlış kullanıyoruz. Demek -> diyen, diyecek ya da yemek -> yiyen, yiyecek oluyor. Ama bekliyen, özliyeceğim, dinliyerek, anlamıyan, görmüyeceksin gibi yazımlar hatalı. Doğrusu şöyle: bekleyen, özleyeceğim, dinleyerek, anlamayan, görmeyeceksin.
Sessiz yumuşamasını da biliyoruz. Renk -> rengi (k yumuşadı, yerine g kullanıldı)
Peki hukuk, sanat, saat, ahlak, sepet, cumhuriyet gibi kelimelerin sonundaki ünsüzler yumuşamaya uğrayacak mı? Hayır. Hukuğa, sanada diye yazmayın sakın.
Türemiş kelimeler ekle ayrılmıyor. "Türkçemizi" kelimesi doğru. Yani kesme ile Türkçe'mizi diye yazamıyorsunuz. Ama Türk'ün Türk'ten başka dostu yok derken bu özel ismi kesme ile ayırmanız gerek.
Ne...ne bağlacı kullanılıyorsa yüklem daima olumlu olmalı. "Ne Ahmet ne de Mehmet ders çalışmıyor" diye kullanmanız hatalı.
Deyimler ayrı yazılıyor. Göz ardı etmek, göz atmak, göz önünde bulundurmak, eli açık olmak vb. Bu arada "veya" birleşik yazılırken "ya da" ayrı yazılıyor. Bir de "ard arda" yanlış, doğrusu "art arda". Yüz yıl kelimesi de "yüz yıl yaşadı" cümlesinde ayrı ama "19. yüzyıl" derken birleşik yazılıyor.
Soru eki olan mi daima ayrı yazılıyor. "Beni anlamıyormusun?" değil, "Beni anlamıyor musun?" olacak doğrusu. Değil kelimesini deyil yazanlar da mevcut, o da hatalı tabii ki.
Dahi anlamındaki de ekine girmiyorum bile. Bağlaç olan de daima ayrı yazılıyor.
Sayılar daima ayrı yazılır. On üç, kırk iki gibi. Ama banka işlemlerinde birleşik yazıyorsunuz kırkikimilyonüçyüzonikibin" şeklinde.
Her duygusal cümle sonrası üç nokta kullanmak çok büyük bir hata. "Onu sevmiştim... Çok sevmiştim... Ama... Ama o beni sevmedi..." deyince etkileyici ya da duygusal etki vermiş olmuyorsunuz yazılarınıza. Üç nokta eksik cümlelerde kullanılıyor. "Seni bir elime geçirirsem..."
Bu arada benim en büyük utanç kaynağım da tırnak işareti ile konuşma çizgisini bir arada kullanmam. "Bu ikisi kuma gibidir, asla yan yana gelmezler." demişti hocamız, bense sürekli bir arada kullanıyorum.
Şöyle olmalıymış doğrusu:
Ayşe: "Sizi de mi çağırdılar?" diye sordu. (Tırnak içindeki cümle büyük harfle başlar, sonuna da noktalama işareti konur.)
Ayşe: -Sizi de mi çağırdılar, diye sordu. (Burada tırnak işareti kullanılmadığı için başkasının cümlesini kendi cümlemizden virgül ile ayırıyoruz.)
Bunları yanlış bilmemizin sebebi, etrafımızın yazım hatalarıyla dolu olması. Gazetelerde, televizyonda, etraftaki tabelalarda, kitaplarda, okullarda yani bize bunu doğrusunu öğretmesi gereken her yerde yazım hatası var. Gözümüz yanlış olana alıştığı için doğrusunu bir türlü öğrenemiyoruz.
9 kişi derin sulara dalmış:
"yalından yanlız kelimeleri türer."
Onun dışında, bilgilendiriciydi.
Ahah, gözümden kaçmış. Yoksa asla yanlış yazmadığım bir kelimedir. ^_^
Serpil abla da "tabi" ile "tabii" kelimelerine dikkat çekmiş. "Tabi ki" diye yazdığım kısımları da düzelttim. Asdfgasasd, Türkçeye dair yazdığım yazıda bile 2 tane imla hatası yapmışım.
Birleşik yazılıp yazılmadığını anlamanın çok kolay bir yolu var: Eğer ilk kelime ikincisini etkileyen bir anlama sahipse ayrı yazılır.
Sayıların banka zımbırtılarında birleşik yazılmasının sebebi ise araya söz koyup miktarı yükseltilmemesi için. Yoksa onu yapacak çakallar elbet vardır. (:
Yanlış yazılan kelimelerin neredeye tamamı yabancı kökenli ve bu yüzden hata yapılıyor bence. 'kulüp' gibi.
Bunların dışında bu bilgilerin ya benim aldığım gibi lisede ya da ortaokulda verilmesi taraftarıyım. Yoksa insanın içine işlemiyor bu bilgi ve sürekli olarak yazıyı kontrol etme ihtiyacı hissediliyor.
Çok konuştum ya, susayım az. (:
Olur böyle hatalar :) Önemli olan öğrenmek değil mi Aslı öğretmenim? :)
Link vererek alıntı bu yazıyı yapabilir miyim?
Tabii ki. Hangi sitede olduğunu da not düşerseniz, ben de sizin sitenize link verebilirim :)
İlk mesajımda sonradan ekleme yaparken "alıntı" yanlış yere kaynamış. :)
Bu yazıyı çok beğendim. Bir solukta okudum. Gerçekten doğru bilipte yazdığımız çok fazla yanlış kelime var. Aynı zamanda bir çok kural hatasıda yapıyoruz. Benim en çok dikkatimi çeken ise "Ne Ahmet ne de Mehmet ders çalışmıyor" örneği idi. Karşımızdaki bizi doğru anlasa bile kurduğumuz çok fazla hatalı cümle yapısı var. Çok fazla bozuk cümle kuruyoruz. Özne, nesne ve yüklem hatalarınıda çok fazla yapıyoruz.
Yazıyı bir sosyal ağ sitesinde kişisel sayfamda paylaşacağım. O yüzden senin link vermene gerek yok. :)
Peki, teşekkür ederim. :)
Yorum Gönder