Çocuğunuz doğdu, büyüdü ve sizin bir taneniz oldu. Her bilinçli anne baba gibi siz de çocuğunuzun mükemmel olmasını istiyorsunuz ve bu konuda araştırmalar yapıyorsunuz ki bu bloga geldiniz. Sorumuz şu: "Çocuğumu kötü alışkanlıklardan nasıl koruyabilirim, nasıl iyi yetiştirebilirim ve onun bazı tavırlarını nasıl değiştirebilirim?" Elimden geldiğince anlatayım size bildiklerimi:
Çocuğunuz eve gelince okul çantasını ve montunu çıkarıp kapının önüne atıverdi. Oysa siz, çocuğunuz eve geldiğinde montunu askılığa asmasını ve çantasını odasına götürmesini istiyorsunuz. Bunun için onu her gün azarlıyor, vicdansızlıkla suçluyor ve hatta "Ben bu evin hizmetçisi miyim?" gibi duygu sömürüleriyle onu üzmeye çalışıyorsunuz. Belki de "Çok teşekkür ederim işimi arttırdığın için!" gibi alaycı bir dille ona laf sokuyorsunuz belki anlar diye. Kötü haber: Çocuğunuz asla bu tavrından vazgeçmeyecek, en azından siz böyle yapmaya devam ettikçe.
Çünkü azar sonrası bu davranışı gösteren çocukta şu düşünce belirir: "Annem bağırdı, ben onun istediği davranışı yaptım, ben yenildim."
Çocuğunu azarlamasına rağmen bu olumlu davranışı görmeyen annede ise şu düşünce belirir: "Bağırdım, istediğim davranışı yapmadı, ben yenildim."
Oysa iki tarafın da yenilmediği, aksine her iki tarafın da kazandığı ve mutlu olduğu bir yöntem mevcut.
Edimsel Koşullanma der ki "Tokat atma, şiddet, alay geçme, hakaret etme, azarlama, küsme, çocuk davranışını düzeltene dek ona bazı şeyleri yasaklama, çocuğu cezalandırma gibi yöntemler çocuğun o davranışı sadece kısa sürelik düzeltmesine, ailesine öfke duymasına ve daha sonra bastırılan kötü davranışı tekrar yapmasına sebep olur."
Peki, çocuğumuza nasıl montunu askılığa asmayı öğreteceğiz?
Kademeli yaklaşma denen yöntem şu şekilde çalışır: Çocuğumuz, hoşumuza gitmeyen bir davranış sergilediğinde tepkisiz kalırız. Günün birinde istediğimiz davranışa yakın bir harekette bulunduğunda ise onu mutlu edecek bir şey yaparız. Bu ufak ama onun hoşuna gidecek bir ödül olmalı.
Mont ve okul çantası örneğinden devam edelim. Çocuğunuz o gün yine montunu ve çantasını yere attı. Önce rica ederiz, "Canım, montunu asarsan ben de senin için hazırladığım tatlıyla uğraşmaya devam edebilirim." İlk başlarda reddedebilir, odasına kaçabilir. Kesinlikle azarlama ya da "Peki, öyleyse tatlı yok" gibi triplere girmeyeceğiz. Sonraki gün montunu yere atmasına rağmen çantasını odasına götürürse, "Çantanı odana götürüp bana yardımcı olduğun için teşekkür ederim" deyip ufak ödülümüzü vereceğiz ona. Bu bir gülümseme, saçını okşama ya da ne bileyim, bir çikolata olabilir. Çocuk bir sonraki gün çantasını yine odasına götürecek, hatta montunu da askılığa asacaktır.
İlk başlarda bu küçük ödülleri değiştirerek uygulayın. Bir gün onu yanağından öptüyseniz, diğer gün bir sevgi sözcüğü söyleyebilirsiniz. Zamanla bu ödülleri değişik zaman aralıklarıyla uygulayın. Sürekli takdir göreceğini bilmek, çocuğun yaptığı olumlu davranışı daha az göstermesine sebep olabiliyor. Mesela 3 kez askıya astığında ses etmeyin ama 4. kez ona ufak bir ödülle takdir edin. Sonra 5 kez astığında ses etmeyin ama 6. kez yine bir sözle takdir edin. Çocuğunuz, onun hoşuna giden bu sevgi cümlelerini ya da minik ödülleri ne zaman alacağını bilemediği için bu olumlu davranışı göstermeye devam edecektir.
Bu olumlu davranış illa eşyalarını yere atmamak, düzenli olmakla sınırlanmamalı. Ders çalışma olabilir, sınavlarından yüksek puan alma olabilir, yemekten önce ellerini yıkama da olabilir.
Dikkat edilmesi gereken nokta, ödüllerin abartılı olmamasıdır. Çocuğu istediği bir davranışı yaptı diye ona 100 TL'lik bir oyuncak alan annenin başı belada demektir. Zira çocuk bir daha o davranışı yaptığında, aynı değerde ödüllendirilmek isteyecektir ve öpücük ya da 90 TL'lik oyuncak ona yeterli gelmeyecektir.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, çocuğun beklenilen davranışı gösterdikten hemen sonra ödüllendirilmesidir. "Geçen hafta odanı topladığın için seni bugün sinemaya götüreceğim." demeniz işe yaramaz. Davranış hemen pekiştirilirse yani ödüllendirilirse, çocuk hangi davranışı sebebiyle ödüllendirildiğini anlar ve o davranışı yapmaya devam eder. "Odanı topladığın için bugün dışarıda 1 saat daha fazla oynayabilirsin." diyebilirsiniz mesela. Ama bir sonraki gün pekiştireç niyetine "Bugün de iki saat oynayabilirsin." demeyin sakın, bu oranla devam ederse çocuk 24 saatini dışarıda geçirebilir.
Bu yöntem, kısaca "çocukla çocuk olmama yöntemi"dir. Deneyin, işe yaramazsa faturayı bu yöntemi bulan Burrhus Frederic Skinner'a kesebilirsiniz. Ben elçiyim sadece, elçiye zeval olmaz. :)
Çocuğunuz eve gelince okul çantasını ve montunu çıkarıp kapının önüne atıverdi. Oysa siz, çocuğunuz eve geldiğinde montunu askılığa asmasını ve çantasını odasına götürmesini istiyorsunuz. Bunun için onu her gün azarlıyor, vicdansızlıkla suçluyor ve hatta "Ben bu evin hizmetçisi miyim?" gibi duygu sömürüleriyle onu üzmeye çalışıyorsunuz. Belki de "Çok teşekkür ederim işimi arttırdığın için!" gibi alaycı bir dille ona laf sokuyorsunuz belki anlar diye. Kötü haber: Çocuğunuz asla bu tavrından vazgeçmeyecek, en azından siz böyle yapmaya devam ettikçe.
Çünkü azar sonrası bu davranışı gösteren çocukta şu düşünce belirir: "Annem bağırdı, ben onun istediği davranışı yaptım, ben yenildim."Çocuğunu azarlamasına rağmen bu olumlu davranışı görmeyen annede ise şu düşünce belirir: "Bağırdım, istediğim davranışı yapmadı, ben yenildim."
Oysa iki tarafın da yenilmediği, aksine her iki tarafın da kazandığı ve mutlu olduğu bir yöntem mevcut.
Edimsel Koşullanma der ki "Tokat atma, şiddet, alay geçme, hakaret etme, azarlama, küsme, çocuk davranışını düzeltene dek ona bazı şeyleri yasaklama, çocuğu cezalandırma gibi yöntemler çocuğun o davranışı sadece kısa sürelik düzeltmesine, ailesine öfke duymasına ve daha sonra bastırılan kötü davranışı tekrar yapmasına sebep olur."
Peki, çocuğumuza nasıl montunu askılığa asmayı öğreteceğiz?Kademeli yaklaşma denen yöntem şu şekilde çalışır: Çocuğumuz, hoşumuza gitmeyen bir davranış sergilediğinde tepkisiz kalırız. Günün birinde istediğimiz davranışa yakın bir harekette bulunduğunda ise onu mutlu edecek bir şey yaparız. Bu ufak ama onun hoşuna gidecek bir ödül olmalı.
Mont ve okul çantası örneğinden devam edelim. Çocuğunuz o gün yine montunu ve çantasını yere attı. Önce rica ederiz, "Canım, montunu asarsan ben de senin için hazırladığım tatlıyla uğraşmaya devam edebilirim." İlk başlarda reddedebilir, odasına kaçabilir. Kesinlikle azarlama ya da "Peki, öyleyse tatlı yok" gibi triplere girmeyeceğiz. Sonraki gün montunu yere atmasına rağmen çantasını odasına götürürse, "Çantanı odana götürüp bana yardımcı olduğun için teşekkür ederim" deyip ufak ödülümüzü vereceğiz ona. Bu bir gülümseme, saçını okşama ya da ne bileyim, bir çikolata olabilir. Çocuk bir sonraki gün çantasını yine odasına götürecek, hatta montunu da askılığa asacaktır.
İlk başlarda bu küçük ödülleri değiştirerek uygulayın. Bir gün onu yanağından öptüyseniz, diğer gün bir sevgi sözcüğü söyleyebilirsiniz. Zamanla bu ödülleri değişik zaman aralıklarıyla uygulayın. Sürekli takdir göreceğini bilmek, çocuğun yaptığı olumlu davranışı daha az göstermesine sebep olabiliyor. Mesela 3 kez askıya astığında ses etmeyin ama 4. kez ona ufak bir ödülle takdir edin. Sonra 5 kez astığında ses etmeyin ama 6. kez yine bir sözle takdir edin. Çocuğunuz, onun hoşuna giden bu sevgi cümlelerini ya da minik ödülleri ne zaman alacağını bilemediği için bu olumlu davranışı göstermeye devam edecektir.
Bu olumlu davranış illa eşyalarını yere atmamak, düzenli olmakla sınırlanmamalı. Ders çalışma olabilir, sınavlarından yüksek puan alma olabilir, yemekten önce ellerini yıkama da olabilir.Dikkat edilmesi gereken nokta, ödüllerin abartılı olmamasıdır. Çocuğu istediği bir davranışı yaptı diye ona 100 TL'lik bir oyuncak alan annenin başı belada demektir. Zira çocuk bir daha o davranışı yaptığında, aynı değerde ödüllendirilmek isteyecektir ve öpücük ya da 90 TL'lik oyuncak ona yeterli gelmeyecektir.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, çocuğun beklenilen davranışı gösterdikten hemen sonra ödüllendirilmesidir. "Geçen hafta odanı topladığın için seni bugün sinemaya götüreceğim." demeniz işe yaramaz. Davranış hemen pekiştirilirse yani ödüllendirilirse, çocuk hangi davranışı sebebiyle ödüllendirildiğini anlar ve o davranışı yapmaya devam eder. "Odanı topladığın için bugün dışarıda 1 saat daha fazla oynayabilirsin." diyebilirsiniz mesela. Ama bir sonraki gün pekiştireç niyetine "Bugün de iki saat oynayabilirsin." demeyin sakın, bu oranla devam ederse çocuk 24 saatini dışarıda geçirebilir.
Bu yöntem, kısaca "çocukla çocuk olmama yöntemi"dir. Deneyin, işe yaramazsa faturayı bu yöntemi bulan Burrhus Frederic Skinner'a kesebilirsiniz. Ben elçiyim sadece, elçiye zeval olmaz. :)
7 kişi derin sulara dalmış:
Buluşum yok ama bir bilenim.. Kitaplarda yazanla çocuk yetiştirmeye kalkarsan bittin demektir. :)) Şiddet uygulama ceza verme ama kendi yolunu bul..
Kesinlikle katılıyorum. Benim henüz çocuğum yok, olduğunda da bu teorilerin ne kadarının pratiğe döküleceğini bilemem. Benim tek yaptığım, kitaplarda sıkıcı bir şekilde yazılan ama çok az sitede herkesin anlayabileceği şekilde açıklanan bu konuyu ilgilenenlere aktarmaktı. Diyorum ya, elçiye zeval olmaz :)
yaptığın takdire şayan. sana zeval yok yanlış anlama sakın :)
Çok teşekkürler :)
Şöyle elinin tersiyle bir koyacan çantasını yere attığında, allahını şaşıracakhadssashdahd :P
(Şaka tabii, belirtmeye gerek yok heralde :) )
Bir de çocuğun koruyucusu olan/olacak akrabalar çıkacaktır ki dikkat etmek gerekir
Ve yazına ufak eklemeler yapmak istiyorum Aslı abla. Örneğin:Ebeveynler çocuğunuzun büyüdüğünü görebilin. Çocuğunuz 10 yaşında da olsa 30 yaşında da olsa sizin biricik çocuğunuz olabilir ama çocuğunuz işe giderken kahvaltı edemiyor diye çantasına gizlice yiyecek sokmayın. İş yerine ikide bir ziyarete gelmeyin. Saat 10`da evde olamadı diye ikide bir aramayın.
Onun her istediğini yapmayın. Yoksa çocuk geri zekalıysa dünyanın kendisi için yaratıldığını sanacaktır.
Ona ergenliğinde saygı gösterin. Çantasını yere atıyorsa, gecenin ikisinde bangır bangır Pink Floyd dinliyorsa ona karışmayın zira o sizi dinlemeyecektir zaten. Aksine sizi düşman olarak görecektir. Ona saygı gösterirseniz o da size saygı gösterir.
Hiç bir çocuğu kendi kardeşleriyle ya da özellikle başkalarının çocuğuyla karşılaştırmayın.
Çocuk büyünce istediği işi yapsın. İlla doktor, avukat ya da fahişe olmak zorunda değil. Ve en önemlisi istediği kişiyle evlenmesini sağlayın. Sonuçta evlenecek olan siz değil odur.
Son olarak ''ebeveyn el kitabı'' olayına her zaman karşı olmuşumdur. Zira her ebeveyn bir çocuğun ne olduğunu veya ne olmadığını biliyor zaten. Kendi çocukluğuna bakarak çocuk yetiştirebilirsiniz. Gerek yok bu tür şeylere.
Yorum Gönder