Şafak söktüğünde Çağlayan "Hazırım," dedi Tılsım'a. "Ayinin yapılacağı yere götür beni."
Tılsım "Sen nerede son nefesini vermek istersen, ayin orada yapılacak." dedi başını yavaşça eğerek. "Her şey hazır olduğunda ise, ülkedeki tüm halk ayin yerine çağrılacak. Hayatını onların mutluluğuna adadın, sana veda etmek isteyeceklerdir."
"Hayır," dedi Çağlayan sertçe. "Onları rahatsız etmek istemiyorum. Sessiz ve sakin bir tören olması yeterli."
Tılsım başıyla onayladı. Çağlayan hala onların rahatını ve mutluluğunu kendi mutluluğundan daha çok düşünüyordu. Bir anlığına, Çağlayan'ın gidişine memnun oldu.
Yine de sessiz ve sakin bir tören olmayacaktı. Ülkedeki en güçlü büyücüler, acuze yılan ustaları, kara büyü efendileri, karadullar, cadılar, şeytan efendileri ve çağırıcı yeteneği olan herkes çağırılmıştı tören alanına. Kudretli bir büyüydü bu, büyük kırılmalara yol açardı. Belki ülkenin haritası bile değişebilirdi oluşan depremlerle. Tılsım'ın odaklanmasına yardımcı olacak, hatasız bir şekilde büyüyü okuyabilmesi için sürekli Leviathan'a dua edecek ve bu değişim büyüsüne azıcık katkısı olabilecek herkes oradaydı.
Çağlayan'ın arzusu üzerine, ülkenin en gürültülü şelalelerinin olduğu yerde yapılacaktı ayin. Çağla'nın ruhu o şelalelere karışacak ve Leviathan halkının inandığı üzere, okyanusun sonundaki sonsuzluğa ulaşacaktı.
Her şey hazır olduğunda güneşin batması beklendi ve kızıl ay gökyüzünde göründüğü anda tüm büyücüler duaya başladı:
Videoda;
Beyaz renkte yazılanlar: Ayine katılan tüm büyücüler
Sarı renkte yazılanlar: Çağlayan
Kırmızı renkte yazılanlar: Tılsım
Turkuaz mavi renkte yazılanlar ise hikaye anlatıcının cümleleri.
Tılsım "Sen nerede son nefesini vermek istersen, ayin orada yapılacak." dedi başını yavaşça eğerek. "Her şey hazır olduğunda ise, ülkedeki tüm halk ayin yerine çağrılacak. Hayatını onların mutluluğuna adadın, sana veda etmek isteyeceklerdir."
"Hayır," dedi Çağlayan sertçe. "Onları rahatsız etmek istemiyorum. Sessiz ve sakin bir tören olması yeterli."
Tılsım başıyla onayladı. Çağlayan hala onların rahatını ve mutluluğunu kendi mutluluğundan daha çok düşünüyordu. Bir anlığına, Çağlayan'ın gidişine memnun oldu.
Yine de sessiz ve sakin bir tören olmayacaktı. Ülkedeki en güçlü büyücüler, acuze yılan ustaları, kara büyü efendileri, karadullar, cadılar, şeytan efendileri ve çağırıcı yeteneği olan herkes çağırılmıştı tören alanına. Kudretli bir büyüydü bu, büyük kırılmalara yol açardı. Belki ülkenin haritası bile değişebilirdi oluşan depremlerle. Tılsım'ın odaklanmasına yardımcı olacak, hatasız bir şekilde büyüyü okuyabilmesi için sürekli Leviathan'a dua edecek ve bu değişim büyüsüne azıcık katkısı olabilecek herkes oradaydı.
Çağlayan'ın arzusu üzerine, ülkenin en gürültülü şelalelerinin olduğu yerde yapılacaktı ayin. Çağla'nın ruhu o şelalelere karışacak ve Leviathan halkının inandığı üzere, okyanusun sonundaki sonsuzluğa ulaşacaktı.
Her şey hazır olduğunda güneşin batması beklendi ve kızıl ay gökyüzünde göründüğü anda tüm büyücüler duaya başladı:
Videoda;
Beyaz renkte yazılanlar: Ayine katılan tüm büyücüler
Sarı renkte yazılanlar: Çağlayan
Kırmızı renkte yazılanlar: Tılsım
Turkuaz mavi renkte yazılanlar ise hikaye anlatıcının cümleleri.
Yazarın notu: Elinde az kaynak olan ama yine de hayalinde yarattığı sahneyi videolaştırmaya çalışan ve pek de video programları kullanamayan biriyim. Videoyu eleştirirken bunları göz önünde bulundurun lütfen :)
10 kişi derin sulara dalmış:
şarkıyı anımsıyorum, anlatımla güzel oturmuş.
shaiyle'nın ilüstrasyonlarının bu hikayeye oturmasını seviyorum, yakışıyorlar.
Blogspot engelinin yazılarını durdurmamış olması güzel, bir sonraki hikayeyi merakla bekliyorum.
Hikayeyle beraber video da bu sefer güzel olmuş. İlham verici. Ben olsaydım hançer için bir ses efekti eklerdim, sadece.
güzel...
Şarkı sinematik orkestral müzik yapan Globus'un "Preliator" parçası.
Bu arada ne zamandır aklımda; hikayeni senaryolaştırarak bir fotoroman/kısa film yapmayı düşünüyorum. Gerçi film çekme deneyimim yok ama amatör bir proje olacak zaten, ilgilenirsen şayet konuşalım...
Harika bir fikir :)
Aaa, pisler, bu fikir önce benim aklıma gelmişti! >_<
Eğer 3D animasyon film yapabilen bir ofisim ve yeteri kadar bütçem olsaydı Leviathan çalışmalarım fotomanipülasyonla sınırlı kalmazdı.
Vay be, insanların kafasında Leviathan o kadar somutlaşmış ki benim kafamdaki sahneleri onlar da görebiliyor, bu satırları filmleştirebiliyorlar hayallerinde. Bu muhteşem bir şey!
Bu arada epik hikayeni doğrudan görselleştirmek muhteşem zor kısıtlı imkanlarla, lâkin aklımda birkaç senaryo fikri var. Konuşalım.
Çizgiroman/ graphic novel tarzı bir şey çizebileceğimi çooook önceden söylemiştim zaten -.-
Aslında güçlerimizi birleştirsek çok sağlam bir şey çıkabilir ortaya. Birkaç Hollywood yönetmeninin kapısını aşındırdık mı oldu bu iş :P (Söylediklerimin yarısı ciddi)
Yorum Gönder