
SirAenas beni mimlemiş ve ben de garip alışkanlıklarımı yazıyorum.
Msn kullanmıyorum. Çoğu insana tuhaf gelebilir bu. Sebebi şurada.
Yemek hazırlamak ve yemek yemeyi vakit kaybı görürüm. Öyle üşengecimdir ki karnım gurul gurul acıksa, kalkıp en fazla buzdolabında gördüğüm ilk ıvırı kemiririm. Salatalık, domates, havuç vs...
Kapı kapalı uyuma alışkanlığım var. Bulunduğum odanın kapısı açıldığında refleks olarak uyanıveriyordum bir zamanlar. Şimdiki evimde ise kapı açık yatma alışkanlığı edindim sanırım, şimdilik bu alışkanlığım tekrarlamıyor.
Palyaçolardan NEFRET ederim. Eskiden onları gördüğümde köşe bucak kaçar ya da ağlama krizine girerdim. Şimdi onlardan birini gördüğümde başımı öbür yana çevirmek yetiyor. Facebook'ta profil resmi olarak palyaço resmi kullananları ise engelliyorum.
İnternet şifrelerim hep nesnelerden oluşur. Şifre arıyorsam ilk gördüğüm ıvırı şifre yaparım. Sandalye diye bile şifrem oldu mesela. Şimdiki blog şifrem ise Almanca. Üstelik Almanca bilmiyorum.
Her şeyi çiğ yiyebilirim. Az pişmiş et severim ve yumurtayı sulu severim, çok pişmişini yiyemem. Sarma mı sarılıyor, pişmemiş içi katır kutur kaşıklarım, sarma yapraklarını bir bir yutarım mesela. Bamya ayıklanıyor, taze fasulye hazırlanıyor, muhakkak ağzıma atarım üç beş tane ya da daha fazla. Pişmemiş patates, patlıcan, kabak kemirmişliğim var. Çiğ et, tavuk, balık parçaları yemişliğim var. Son iğrençliğim ise karides parçasını çiğ çiğ yemek oldu ve iğrençti, tavsiye etmiyorum.
Çok pis hatun süzerim. Saçından ayağına, makyajından takısına... Beğenirsem takdir eder, maşallahımı eksik etmem. Çok güzel hatun gördüğümde sakarlaşırım ona bakmaktan, elimin ayağımın dolaştığı çok olmuştur.
"Dişinde yeşil bir şey" olan insanları muhakkak uyarırım. Gerek çaktırmadan ("sen bir tuvalete gitsene?"), gerek kulağına fısıldayarak. Ben de dışarıda/içeride yemek yedikten sonra muhakkak ya küçük aynama bakarım göz ucuyla ya da tuvalete giderim.
Düzenli aralıklarla kabus görürüm, 3 ya da 4 gece sürer ve biter. Sonraki günler gördüğüm düşler daha siliktir.
Ayna-i Marzi'yi, Zimbilik'i, Este'yi ve ÇikolatalıKedi'yi mimliyorum ben de. Rose ve Aras mimlenmiş olduğundan bir daha yazmıyorum onları. Maelstorm'lar ve muhafızlar da mimlenebilir, eğer burayı okuyorlarsa ve yazmayı isterlerse ^_^
Msn kullanmıyorum. Çoğu insana tuhaf gelebilir bu. Sebebi şurada.
Yemek hazırlamak ve yemek yemeyi vakit kaybı görürüm. Öyle üşengecimdir ki karnım gurul gurul acıksa, kalkıp en fazla buzdolabında gördüğüm ilk ıvırı kemiririm. Salatalık, domates, havuç vs...
Kapı kapalı uyuma alışkanlığım var. Bulunduğum odanın kapısı açıldığında refleks olarak uyanıveriyordum bir zamanlar. Şimdiki evimde ise kapı açık yatma alışkanlığı edindim sanırım, şimdilik bu alışkanlığım tekrarlamıyor.
Palyaçolardan NEFRET ederim. Eskiden onları gördüğümde köşe bucak kaçar ya da ağlama krizine girerdim. Şimdi onlardan birini gördüğümde başımı öbür yana çevirmek yetiyor. Facebook'ta profil resmi olarak palyaço resmi kullananları ise engelliyorum.
İnternet şifrelerim hep nesnelerden oluşur. Şifre arıyorsam ilk gördüğüm ıvırı şifre yaparım. Sandalye diye bile şifrem oldu mesela. Şimdiki blog şifrem ise Almanca. Üstelik Almanca bilmiyorum.
Her şeyi çiğ yiyebilirim. Az pişmiş et severim ve yumurtayı sulu severim, çok pişmişini yiyemem. Sarma mı sarılıyor, pişmemiş içi katır kutur kaşıklarım, sarma yapraklarını bir bir yutarım mesela. Bamya ayıklanıyor, taze fasulye hazırlanıyor, muhakkak ağzıma atarım üç beş tane ya da daha fazla. Pişmemiş patates, patlıcan, kabak kemirmişliğim var. Çiğ et, tavuk, balık parçaları yemişliğim var. Son iğrençliğim ise karides parçasını çiğ çiğ yemek oldu ve iğrençti, tavsiye etmiyorum.
Çok pis hatun süzerim. Saçından ayağına, makyajından takısına... Beğenirsem takdir eder, maşallahımı eksik etmem. Çok güzel hatun gördüğümde sakarlaşırım ona bakmaktan, elimin ayağımın dolaştığı çok olmuştur.
"Dişinde yeşil bir şey" olan insanları muhakkak uyarırım. Gerek çaktırmadan ("sen bir tuvalete gitsene?"), gerek kulağına fısıldayarak. Ben de dışarıda/içeride yemek yedikten sonra muhakkak ya küçük aynama bakarım göz ucuyla ya da tuvalete giderim.
Düzenli aralıklarla kabus görürüm, 3 ya da 4 gece sürer ve biter. Sonraki günler gördüğüm düşler daha siliktir.
Ayna-i Marzi'yi, Zimbilik'i, Este'yi ve ÇikolatalıKedi'yi mimliyorum ben de. Rose ve Aras mimlenmiş olduğundan bir daha yazmıyorum onları. Maelstorm'lar ve muhafızlar da mimlenebilir, eğer burayı okuyorlarsa ve yazmayı isterlerse ^_^
8 kişi derin sulara dalmış:
*Almanca sözlük alıp tüm nesneleri dener*
Şifre kesin B*********'dür.
Ahah, Rammstein'dan olduğu kesin değil mi? ^_^ Ama acaba hangi albümündeki hangi şarkısındaki hangi mısradaki hangi kelime? :P
En azından Almanca sözlükteki tüm nesne isimlerini denemekten kolay olacağı kesin! Şarkı isimlerinden başlayalım bakalım, "Amerikaa", "Kokaaiiin, "Pussy"...
Bok ye. MSN listende temizlik yapma kabiliyetin olsaydı senle bağı koparmamış olurduk (ki bende über bir msn kullanıcısı sayılmam), evlendiğini öğrenince şok geçirmez sana Çikokedi'nin düğünün de "ya sen ki ben seni bi' yerden tanıyorum?" ifadesiyle bakmaz ve tamamen yabancı birileriymiş gibi bir birimizle konuşmazdııık.
Eşek sıpası. Hayır, facebook'a üye olmayacağım lütfen tenezzül etme ve hayır bilmem ne pilav gibi bir nick de almayacağım.
Bu arada Skype, gmail falan kullanıyorsan bi' zahmet blogdan bloga iletişimi bi' üst seviyeye taşıyalım ve yarım kalan arkadaşlığımıza kaldığımız yerden devam edelim. Zira özledim. İletişimi bir üst seviyeye geçirmek içinde STALKER moduna geçmeye gerek yok diye düşünüyorum? :D
Neyse, takıntılar iyiymiş. Palyaçolar konusunda ben kendimden pek emin değilim. Bazen korkunç olduklarını düşünmüyor değilim ama.
Neyse... müşteri geldi, ben kaçtım, öptüm, filan falan.
Ne ben msn kullanırım, ne de sen Facebook kullanırsın. Ortada buluşamayacağız hiç ._.
Bu arada skype ve gmail'i ne kadar "sık" kullandığımı da Rose'a sorabilirsin, gtalkda sürekli offline olduğum için Tuğbek abiden yediğim azarları buraya yazamam. Instant messaging sevmiyorum işte >_<
Teşekkürler mim için, biraz düşünüp yazayım ben de :)
Bu arada o açık/kapalı kapı olayı bende de var. Kapalı olması yetmez bir de kilitleme ihtiyacı hissederim :)
Nasıl ulaşacağız o zaman? Ortak bi' nokta bulalım. Tamam gtalk olmasın, ama mesela mail yazalım bir birimize? Haftada 1 kontrol et?
Mail güzel fikir ^_^
Yorum Gönder