Vücudumuzdaki yaralar, anıların dövmeleridir adeta. Yarayı kazandığımız anı hiç çıkmamacasına kazır bedene. Ben de vücudumdaki bazı izleri paylaşacağım bugün.

İlk yaram, sağ elimin başparmağında bulunan yaklaşık 1 cm uzunluğunda ufak bir çizik. 1999'da halamın kangal cinsi köpeği ısırmıştı sağ elimi, dişi baş parmağımı kesti. Sağ elimdeki diş izleri geçti ama baş parmağımdaki bu iz hala durur. Yaranın nedeni olan köpek ne yazık ki birkaç sene önce yaşlılıktan öldü.

Sol ayak bileğimde duran bir yara bu. 1 santim genişlikte, 2 santim uzunlukta yaklaşık olarak. Bu yara o kadar eski ki kaç yılında olduğunu anımsamıyorum. Sanırım 6-7 yaşında falandım, daha ufak da olabilirim. Annem beni iskeleden denize atmak istemişti ama son anda vazgeçip hızla yukarı çekince iskelede duran bir çivi kemiğime dek kesmişti ayak bileğimi. Ben bir şey hissetmemiştim, sadece akan kanı görünce ağlamaya başladığımı anımsıyorum.
Bu sanırım vücudumdaki en büyük yara. Ameliyat sonrası ufak bir hatıra işte. Beceriksiz hemşire dikişler daha kaynamadan dikişleri almaya kalkışınca kesilen yer ikiye ayrıldı ve bir sürü pamuk tamponu sonrası kanama durdu. O hemşireye hala sevgi dolu dileklerimi iletirim. Yıl 2006 olması lazım. Yara yeri sağ göğsümün kol altına yakın kısmında.Bir de sol kolumda bir ütü izi var ama o kadar silik ki fotoğraf makinesi ile çekemedim. Ütünün kordonu elektrik kaçırıyormuş, elektrik çarptığında refleksle ütüyü sol tarafa doğru tuttum, o sırada koluma azıcık değmiş ütü. İnce uzun bir yara, 5 santim vardır ama genişliği yarım santim bile değil.
Belki burayı okuyanlar da kendi vücutlarına bakar, yaralarının hatırlattıklarını yazarlar kendi bloglarına. (Bloglarına mim yazacaklar bu yazının yorum kısmına mimlerinin linkini yazsın da okuyalım ^_^)